Hurriyet

11 Ocak 2011 Salı

Avrupa'da Turk Pasaportu Ne Demek?

Ben Turkiye'nin egitimli nufusuna dahilim. Devletin olanaklariyla ve de calisarak Avrupa'daki bircok ulkedekinden daha iyi bir egitim aldim. Ailem de aydin ve ileri goruslu olunca hayatimin bir asamasinda bir sure yurtdisinda yasamak istedim. Amacim  "otekileri"  tanimak ve dolayisiyla kendimin ve Turkiye'nin konumunu daha net anlayabilmekti. Bilmiyordum ki Kenan Evren, Turk Ordusu, egitimsiz is gucu, darbe tarihi, tore cinayetleri, PKK, Apo, Tayyip Erdogan, bir turlu ibadete acilamayan kiliseler, Kibris, Ermeni sorunu, 1. ve 2. Viyana Kusatmasi ve daha niceleri de benim pesimden gelmisler :-O

Ilk duragim Viyana'ydi. Havaalindan otele gitmek icin taksiye bindim. Havaalanindan ciktik, karsima cikan ilk billboard'da gordugum yaziyla irkildim: "AUSLANDER RAUS!!". Yani  "YABANCILAR DISARI!". Bana demiyorlardir canim dedim kendi kendime, ben bir sure kalip tekrar donecegim nasil olsa. Ve o gun bugundur Avrupa'da calistigim ve yasadigim 15 ulkenin hangisine gittiysem benimle birlikte tum Turkiye de sanki pesimden geldi. Insanlar bana bakiyorlar, ama beni gormuyorlar, Kenan Evren'i veya Turk Ordusu'nu goruyorlar. Insanlar benimle konusuyorlar, ama beni duymuyorlar, sanki karsilarinda ben degil de Tayyip Erdogan konusuyor. Her yil Avrupa'dan Turkiye'ye milyonlarca turist akmasina ragmen bugune kadar tek bir Avrupali (Bosna-Hersekliler haric) bana Turkiye'deki plajlarla, tatil koyleriyle veya golf sahalariyla ilgili yorum yapmadi. Isleri gucleri agir-aksak isleyen veya hic islemeyen taraflara odaklanip olan iyi seyleri  "istisna"  saymak.

Avrupa'da en cok zorlandigim konu Avrupalilarla entellektuel duzeyde bir birliktelik kurmak oldu. Bana bakinca bana degil de pasaportuma ve kafalarindaki onyargilara odaklandiklari icin soyledigim her sozu bir degil iki kez tartmaya basladim. Sohbetlerim sirasinda hayal dunyam uzerine bir kilit vurdum ve sadece verilere dayali  "ruhsuz"  sohbetleri tercih ettim ki soyledigim herhangi sikayetimvari bir soz birkac gun sonra soguk bir Turkiye gercegiymis gibi yuzume vurulmasin.

Herkes  "Turk Pasaportu"ndan uzgun ve mutsuz hikayeler duyma beklentisinde. Insanlar sana bakinca senden once senin pasaportunu ve Turkiye'yle ilgili atilan gazete mansetlerini goruyorlar. Kendinle ilgili iyi bir olaydan bahsedersen karsidaki bunu soyle yorumluyor: "Boylesine iyi bir olayin Turkiye gibi musluman bir ulkeden cikan musluman bir kadinin basina gelmesi ancak istisna olabilir. Ve istisnalar da kaideyi bozmaz". Veya basina gelen kotu bir olayi anlatirsan: "Iste, Turklerin yasadigi dramin ve uzuntunun tipik bir ornegi. Vah zavalli,!" Boyle bir durumda iki opsiyonun var. Ya sessiz kalip ulkenle ilgili hicbir sey soylemeyeceksin ki insanlara yorum yapma hakki dogmasin. Veya kendini koklerinden arindirip tamamen  "onlar gibi"  olacaksin ki seni de kendilerine benzetmenin verdigi keyifle sana fazla dokunmasinlar.

Aci olan su: Hepimiz belli varsayimlar ve paradigmalar isiginda dunyayi ve insanlari degerlendiriyoruz. Kendimizi kendi kucuk dunyamizin icine hapsediyoruz. Ozumuzde hepimizin amaci ayni; mutlu ve rahat bir yasam surmek, cocuklarimiz icin iyi bir gelecek hazirlamak, dunyadaki egitimsizlik ve adaletsiz gelir dagimili gibi problemlere cozum bulmak. Istiyoruz ki hepimiz yuksek demokratik ve ekonomik standartlari elde edelim ki dunya olarak savas yerine barisa yelken acalim. Ama gel gor ki insanin icindeki  "seytan"  rahat durmuyor. Onyargilar ve olumsuz varsayimlarla insanlari korlestiriyor ve herseyin cozumu olan iletisim daha baslamadan bitiyor.

Yurtdisinda, ozellikle Avrupa'da yasamak isteyen Turklere duyurulur: Yurtdisina adim attiginiz anda bavulunuzun agirlastigini hissedeceksiniz. Ve bavulunuzu actiginizda bir de bakmissiniz bavuldan elbiselerinizle birlikte Kenan Evren, Turk Ordusu, egitimsiz is gucu, darbe tarihi, tore cinayetleri, PKK, Apo, Tayyip Erdogan, bir turlu ibadete acilamayan kiliseler, Kibris, Ermeni sorunu, 1. ve 2. Viyana Kusatmasi ve daha niceleri de birlikte cikmis :)

Viyana'dan sevgiler :D

Aydede

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Avrupa diye sinirlandirma bence. Turk Pasaportu ne demek? Yillarca kandirdilar bizi ve o hayat daha guzeldi sanirim simdi acidan baska birsey yok..

deniz dedi ki...

Yine çok güzel bir yazı.Güne böyle güzel bir yazıyla başlamak keyif verici.Teşekkürler.

Konuya bir de şöyle bakalım hiçbir zaman Hindistan'a gitmeyi hayal etmedim okuduklarım,seyrettiklerim ve bana anlatılanlar belli yargılar oluşturdu ben de,temiz olmadığını düşündüğüm, kendimi hiç güvende hissetmeyeceğim bir ülke var beynimde.Elektronikçilere güvenemedim hiç, sürekli olarak beni aldatma ihtimallerinden korktum, çünkü yaptıkları iş ve aldıkları kararlar hakkında fikir yürütebilme şansım yok.Bu örnekleri çoğaltabilirim,bunlar benim önyargılarım aslında ben de oluşturulan önyargılar demek daha doğru olur.Çoğu zaman kendimiz gibi düşünmüyor ve davranmıyoruz bize empoze edilenler davranışlarımızı ve düşünme biçimlerimizi şekillendiriyor.Senin yazında bahsettiğin ise milyonlarca insanın bakış açısının şekillendirilmesi,kafalarda oluşturulan Türk resmi bu,bunda bizim katkımız yok mu?tabii ki var hem de fazlasıyla.Yıllardır satış ve satış yönetiminin içindeyim önyargının değiştirilmesi en zor aşılması kimi zaman imkansız bir olgu olduğunu söyleyebilirim.Uğraşmak savaşmak gerekiyor.Senin de önyargıların var mı?

Sevgiler, selamlar...

Deniz

Aydede dedi ki...

Adsiz merhaba,

Bu kadar umutsuz olma. Bu yaziyi yazmamin sebebi kendimiz ve baskalari hakkinda "kotu" diye bildigimiz bazi seylerin aslinda bir hayal urunu oldugunu gostermek. Ve bunun ilaci iletisim. Sen, ben, o, aslinda sayica hic de az degiliz. Sadece organize dusunup bunu hayatimizdaki diger insanlara yansitmiyoruz veya elestirilmekten korktugumuz icin yansitamiyoruz. Onyargilar bizi ne kadar sikbogaz ederse biz de beynimizi dunyaya o kadar acalim.

Aydede dedi ki...

Deniz merhaba,

Benim de bircok onyargim var ;p Ancak onyargilarin acimasizligini ve soguklugunu degisik insanlar ve kulturlerle tanistikca anladim. Elimden geldigince onyargilarimdan kurtulup hayata daha "sevecen" yaklasmaya calisiyorum. Basarili olabilir miyim, bilmiyorum :D

ASLI dedi ki...

1. Bölüm

Son 8 aydır Asya kıtasını dolaşıyorum. Mesleğine bir süreliğine ara vermiş 35 yaşında bayan bir doktorum. Yol boyunca hem Asya kıtasından, hem de dünyanın diğer tüm kıtalarından binlerce insanla tanıştım. Kimi tanışmalar kısa sohbetler düzeyinde kaldı, kimi tanışmalar ise bana ömür boyu görmek isteyeceğim dostlar kazandırdı. Şimdiye kadar 14 ülke dolaştım Asya'da. Ve sadece Nepal, Kamboçya ve Myanmar'da başka Türk gezginlerle karşılaştım. Sınırlardan geçerken Türkiye pasaportum olduğu için çoğunlukla diğerlerinden (Avrupa ve Amerikalılardan) farklı muamelelerle karşılaştım. Pasaportumda geçerli vizem olmasına rağmen defalarca kontrol edildi... Bu yüzden kapıda vize alma hakkı olan diğer ülkelerin vatandaşlarından bile uzun sürdü işlemlerim. Yolda tanışmalarda genelde ilk soru ya da muhabbetin başlangıcındaki ilk sorulardan birisi 'nerelisin' sorusudur. Türk olduğumu duyan ve daha önce bir Türk'le hiç karşılaşmamış olan ülkelerde (Filipinler, Endonezya gibi) insanlar Türk olduğuma inanmadı... Daha önce hayatlarında hiç Türk görmemiş oldukları halde inanmadılar. Benim oldukça açık kumral saçlarım, yeşil gözlerim ve açık renkli bir tenim var. Bu insanlara, 'Sizce bir Türk nasıl görünür?' sorusunu sorduğum zaman cevaplarına gülmekten kendimi alamadım. Onlara göre Türkler Afrika kökenlilerden biraz daha açık tenliler...
Yolda tanıştığım Avrupa, Avustralya ve Amerika gibi ülkelerin vatandaşlarına gelince... Türk olduğumu duyan Avrupalıların yüz şekilleri anında değişiyor. Sanki az önce onlarla sohbet eden insan siliniyor ve aynı yazınızda bahsettiğiniz gibi Avrupa'da gurbetçilerin oluşturduğu olumsuz imaj, Türkiye ve Türkler hakkındaki olumsuz önyargılar, tarih gözlerinin önünü perdeliyor. Açık yürekli olanlar sizi tanıdıkça, 'size benzemeyen Avrupa'da yaşayan vatandaşlarınızdan' sizi incitmeden hafiften yakınmaya başlıyorlar. Özellikle de Türkiye'yi ziyaret etmemiş insanlar için Türkiye'nin tek özel insanı gibi bir anda yüceltiliveriyorsunuz. Doktor, dış görünüşü kendilerinden (bazılarından) daha Avrupalı olan, üstüne üstlük de tek başına seyahat eden bir Türk bayan mı??? Ne mümkün??? Bakışlarından anlıyorum ne demek istediklerini .Eğer Türkiye'de yaşayan Türkler böyle ise bizdekiler neden öyle??? sorusu dönüp duruyor akıllarında. Kimisi daha da önyargılı. Sizinle dakikalarca tatlı tatlı sohbet ederken Türk olduğunuzu öğrendiklerinde mümkün olduğunca çabuk ortamı terk ediyorlar ya da size gösterdikleri ilgi bir anda yok oluyor... Ve siz ülkenizin kafalardaki bütün önyargılarını, gerçeklerini, gerçek dışı hikayelerini vucudunuzun kurtulamadığınız bir parçası gibi çoğu zaman sıkıntıyla oradan oraya taşıyorsunuz... Sürekli anlatmaya çalışmaktan, aklamaya çalışmaktan yoruluyorsunuz.

ASLI dedi ki...

2.bölüm

Kısa bir hikaye... Japonya'da Miyajima adasında tesadüfen Belçika'lı bir beyle tanışıyorum. Dostluğumuz ben Japonya'dan ayrıldıktan sonra da internet üzerinden devam ediyor. Bu dost aylar sonra bana Laos'ta eşlik etmeye karar veriyor. Orada Avusturya'lı iki harika insanla daha tanışıp 4 kişi beraber seyahat ediyoruz. Her şey süper gidiyor. Bir akşam yemeğinde benim Türk olduğum unutuluyor ve Avrupa'da yaşayan Türkler hakkında ileri geri konuşmalar başlıyor. Benim de Türk olduğum hatırlandığında 'sen başkasın' diye teselli edilmeye ve özür dilenmeye çalışıyorum. Şakalarla gönlüm alınmaya çalışıyor... Belkiçalı arkadaşım soruyor? Türkleri seven var mı diye? Masadan çıt çıkmıyor... Ben başkayım gözlerinde ama bozuluyorum, üzülüyorum, ülkem üzerime karabasan gibi çöküyor... Savunmaya çalışıyorum ama aldığım son yanıt, 'Sen İstanbul'lusun ve İstanbul Türkiye değil'... Ne diyeceğimi bilemiyorum...
Başka bir hikaye... Vietnam'da bir hostelin ortak alanında İngilizce bir roman okuyorum. Yanıma genç bir bey oturuyor, havadan sudan sohbet ediyoruz. Çok tatlı bir sohbet... Bana nereli olduğumu sormuyor, ben de ona sormuyorum... Şivesinden Alman olduğunu anlıyorum ama... Sonra başka arkadaşları geliyor masaya... Sohbet ediyorlar. Ben kitabımı okumaya devam ediyorum... Bir anda benimle konuşan genç bey Almanya'da yaşayan Türkler hakkında oldukça ağır bir sohbete başlıyor. Konu nasıl oraya geldi anlamıyorum... Sinirlerim yükseldikçe yükseliyor, ama kendimi tutuyorum... Türkler hakkındaki küçültücü sohbet bitiyor ve bu sefer her ne hikmetse doktorları hedef alan başka bir sohbet başlıyor... Sinirlerime daha fazla hakim olamayacağımı anlayınca elimdeki kitabı silah olarak kullanmamak için izin isteyip masadan kalkıyorum...
Benzer durumlar her ülkede çeşitli şekillerde devam ediyor... Türk olmaktan çok yorgunum. Sürekli açıklamaya ve savunmaya çalışmaktan da çok yoruldum... Yolculuğum devam ediyor hala ama artık bana nereli olduğumu sormamalarını diliyorum. Ülkemden bağımsız, sadece kendim olmak istiyorum...

Aydede dedi ki...

Asli, ne zaman gorusecegiz???